Türkiye

16 Kasım 2018

Aşkın Ve İnancın Kenti: Konya

Aşkın Ve İnancın Kenti: Konya Eski çağlardan kalma bir yerleşim olan Alaeddin Tepesi etrafında gelişen Konya, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerini yansıtan türbeleri, medreseleri, çeşmeleri, camileri ve en önemlisi Mevlânâ Müzesi sayesinde her yıl yüz binlerce turisti kendine çekiyor. Mevlânâ’nın “Gel, ne olursan ol yine gel...” sözleriyle özetlenen öğretisinden etkilenerek yaşamının kalan bölümünü Konya’da geçirmeye karar veren çok sayıda yabancı yaşıyor kentte. Özü, insan ve Allah sevgisine dayanan Mevlevilik öğretisinin merkezi kabul edilen Konya için 17 Aralık tarihi çok önemli. Zira yaratıcısına kavuşacağı için “Şeb-i Arus” (düğün gecesi) olarak adlandırdığı ölümünü 17 Aralık 1273’te Konya’da tadan Mevlânâ, her yıl bir hafta süren çeşitli etkinliklerle anılıyor. Aralık ayında yapılan Mevlânâ’yı anma törenleri sema gösterileri, söyleşiler, paneller ve tasavvuf müziği dinletileriyle gerçekleştiriliyor.


Gül Bahçesi
Konya’daki ilk durağımız, Karatay Medresesi. Alaeddin Tepesi’ndeki 1251 tarihli medrese, kesme taş ve sırlı mermer tuğlanın uyumunu yansıtan mimarisi, çinili kubbesi ve zengin bezemeleriyle ortaçağ Türk sanatının başyapıtlarından biri. Karatay Medresesi’nden Mevlânâ Dergâhı’na uzanan yol, Hükümet Konağı’nın önünden geçip Konya’nın eski çarşısının bulunduğu caddeye çıkıyor. “En yeşil kubbe” denilen firuze çinilerle kaplı Kubbe-i Hadra’nın 16 dilimli muhteşem kubbesinin önünde fotoğraf çektirmek şehre gelenlerin en gözde etkinliklerinden. Orta Çağ’da Selçuklu sarayının gül bahçesi olan müzenin avlusunda gezinirken, mis kokulu güller, konuklarına Mevlânâ’nın sevgi dolu dünyasını hissettiriyor. İçerisinde konuşmanın hoş karşılanmadığı Mevlânâ Dergâhı, kendine özgü huzur dolu bir atmosfere sahip. Türbede, derviş mezarların yanı sıra; tarihi Kurânlar, el yazmaları, levhalar, sema ayinlerinde kullanılan otantik enstrümanlar, derviş kıyafetleri ile Mevlânâ’nın kişisel eşyaları sergileniyor. Salondaki en etkileyici objelerden biri de nisan tası. Rivayete göre, kutsal sayılan nisan yağmurları bu kapta toplanır dualar okunduktan sonra Mevlânâ’nın sarığının ucuna batırılan su, ziyaretçilere sunulurmuş. Mevlânâ semti olarak anılan müzenin arkasındaki tarihi mahalle; bir yanda türbeleri, minareleri, çeşmeleri öte yanda taş konakları, antikacıları, sarrafları, aktarları, halıcıları, otantik lokanta ve kahvehaneleriyle insanı rüyalar âlemine sürükleyen hayali bir doğu imajı çağrıştırıyor. Semtin restore edilmiş taş konaklarının büyük bölümü; hat, çini, ebru ve tezhip kurslarına ayrılmış.

Aşkın Ve İnancın Kenti: Konya Bozkırın Modern Yüzü
Konya şehir merkezinde metrodan sonra en çok kullanılan ulaşım aracı, bisiklet ve motosiklet. Kentin ortasında bir eski zaman mücevheri gibi parıldayan İnce Minareli Medrese ile ünlü Zafer Caddesi, kentin dikkat çeken yerlerinden. Caddenin paralelindeki Form Bulvarı, şık ve markalı ürünler satan mağazaların, kafelerin ve en çok da pastanelerin yoğunlukta olduğu bir yer. Kentin ortasında yemyeşil bir adayı anımsatan Fuar Parkı, göleti, sergi salonları, kültür merkezi, lunaparkı, kafeleri ve hediyelik eşya dükkânlarıyla dev bir gezi alanı. Fuarın çıkış kapısı, Alaeddin Tepesi’ne açılıyor. Zirvesine taş basamaklarla tırmanılan tepe, dümdüz bir ovada kurulan kentin en yüksek noktası. Tepenin kuzeyindeki Alaeddin Camii, Anadolu Selçuklu mimarisinin en eskimabetlerinden. Büyük bir bahçenin ortasında yüksek surlarla çevrelenen yapı, devasa bir külahı andıran kümbetiyle ilgiye değer. Kentin hemen her yanında karşınıza çıkacak çift başlı kartal figürü, Konya’nın ortaçağda başkentliğini yaptığı Selçuklu Devleti’nin askeri arması aslında. Kentteki en zarif Selçuklu yapılarından biri de Sırçalı Caddesi’ne adını veren medrese. 12. yüzyılda doğunun bilim ve sanat merkezi özelliğini kazanan Konya, sadece camiler ve medreseler kenti değil elbette. Şehir merkezindeki Aziz Pavlus Kilisesi, ihtişamlı gotik stiliyle turistler kadarMüslümanların da merakını cezbediyor.

Dünyanın ilk metropolü "Çatalhöyük"
Konya sınırları içerisinde bir kültür hazinesi bulunuyor. 2012 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dâhil olan ören yeri, dünyanın ilk şehir haritasının bulunduğu yer olarak biliniyor. Çumra ilçesinde bulunan Çatalhöyük’ün önemi şuradan geliyor: Burası, 9 bin 500 yıl önceki insan hayatını, sanatın başlangıç ve gelişim serüvenini bize net biçimde anlatıyor. Ayrıca bizlere insanların yerleşik hayata nasıl geçtiklerini ve ne şekilde tarım yapmaya başladıklarını açıklıyor. Çatalhöyük keşfedilene kadar medeniyetler tarihinin başlangıç noktası olarak Mezopotamya’daki bazı alanlar kabul ediliyordu. Oysa Çatalhöyük insanlığın gelişiminin başlangıç noktasının Türkiye’de olduğunu ortaya koydu. Ören yerindeki duvar resimleri de çok önemli. Özellikle gövde ve başın birbirinden ayrı tasvir edildiği çizimler, boğa temasının işlenişi ve kadın temalı duvar resimleri burayı farklı kılıyor. Bölgede kazı çalışmaları yürüten kazı ekibi, burada iki bin yıl boyunca insanların günlük hayatlarındaki gelişimi bütün detaylarıyla görebildiklerini ifade ediyor.

Aşkın Ve İnancın Kenti: Konya Mevlana Sofrası
Selimiye Camii’nden beş dakikalık yürüyüşle ulaşılabilen Akçeşme Mahallesi’ndeki geleneksel Konya evleri, bir labirenti andıran dar ve kıvrımlı yollar boyunca, kalın avlu duvarların ardına gizlenmiş bir sırra benziyor. Sokaklar boyunca kesintisiz uzanan avlu duvarları ise bu sırrı gizleyen bir sur görünümünde. Tek kanatlı ahşap kapılarla dışa açılan evlerin, taş kemerli kalın kerpiç duvarları toprakla sıvanmış. Evlerdeki en dikkat çekici ayrıntı, pencerelerdeki oymalı demir kafesler. Tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerinin yanı sıra, Konya’yı başlı başına bir lezzet yolculuğuna dönüştürmek de mümkün: Bamya çorbası, kuzu tandır, Mevlânâ böreği, tirit, etli ekmek, fırın kebabı, Arap aşı çorbası ve etli yaprak sarma gibi geleneksel Konya yemeklerini, sufî müziği eşliğinde deneyebileceğiniz mekânları bulmak hiç zor değil şehir merkezinde. Konya turunu çevre gezileriyle zenginleştirmek için de seçenek çok bölgede. Yemyeşil bahçeleri, mis kokulu çiçekleri ve şelaleleriyle şarkılara konu olan Meram, Konya’nın sayfiyesi konumunda. Günümüzde Konya’nın meşhur Meram bağlarının yerini villalar almış olsa da; yürüyüş ve piknik alanları, çevresinde çay bahçelerinin sıralandığı küçük bir dere, köprü ve Tavus Baba Türbesi’yle Meram, Konya’nın doğalzenginliklerinden. Eski bir Osmanlı köyü olan Sille, Konya’ya 20 kilometre uzaklıkta. Konya çevresindeki en eski Selçuklu hanlarından biri olan Kızılören Kervansarayı ise Konya-Beyşehir yolu üzerinde. 10 bin yıllık tarihiyle bölgenin en önemli turistik zenginliklerinden biri de, Çatalhöyük. İnsanoğlunun ilk toplu yerleşimini kurduğu, hayvan evcilleştirdiği ve tarım yaptığı dünyaca ünlü ören yeri, Konya’ya 70 kilometre uzaklıktaki Çumra ilçesi yakınlarında. İnanın bir sürü sırla ayrılacaksınız Konya’dan. Türk edebiyatının ünlü ismi Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dediği gibi: “Tıpkı bozkır gibi kendine özgü esrarlı bir güzelliği vardır, Konya’nın...”

Türkiye

16 Kasım 2018

POPÜLER YAZILAR