EKONOMİ

19.4.2019

Kapitalizmin Reçetesi: İslami Finans

Kapitalizmin Reçetesi: İslami Finans

Kapitalizm ve paralelinde ortaya çıkan faiz anlayışının oluşturduğu ağır tahribat, İslami finans kavramının önemini gözler önüne seriyor.

Dünyada 1960’lı yıllarda ilk atılımların yapıldığı faizsiz bankacılık sistemi, 1983 yılında Özel Finans Kurumları ismiyle ülkemizde faaliyet göstermeye başlamıştır. İlerleyen zaman içerisinde yapılan çalışmalara paralel olarak İslami ekonomi, İslami bankacılık, İslami finans, faizsiz ekonomi, faizsiz bankacılık, faizsiz finans, katılım ekonomisi, katılım finansı gibi kavramlar literatüre girmiştir. Faizsiz Finans Mümkün mü? Faizsiz finans ile ilgili kavramlar yıllardan beri İslam iktisatçıları tarafından tartışılmaktadır. Özellikle ticaret dünyasında reel sektörün duymuş olduğu sermaye ihtiyacının karşılanmasında, faizsiz finans sistemi ile çalışan finans kurumları devreye girmektedir. Bu sistemde esas olan proje ortaklığı, finansman yöntemi olmakla birlikte; uygulamada ne yazık ki daha çok doğrudan kredi vermeye benzeyen mal ve proje finansmanı yapıldığını görüyoruz. Talep anlamında; müşterilerin konvansiyonel bankalardaki alışkanlıkları, finans kurumlarını bu yöne doğru itebiliyor. Ekonomi kavramı finans, ticaret, üretim ve tüketim dâhil tüm maddi ekosistemi içine alan bir kavramdır. Dolayısıyla buradaki sistem daha geniş bir uygulama alanına sahip olarak toplumun her ferdini ilgilendiren bir sistemdir. Örneğin, insanların borç alıp verme, bir yerde çalışıyorsa işçi-işveren ilişkileri, ticaretle uğraşıyorsa ticari ilişkiler gibi her alanda bu sisteme riayet etmesi gereklidir. Bu sistemde fertlerin uyması gereken kurallar olduğu gibi, toplumu yöneten idarecilerin ve devletin de riayet etmesi gereken kurallar vardır. Faiz Nedir? Faiz: Bir şeyi verip karşılığını belli bir süre sonra daha fazlasıyla talep etmektir. Bu her zaman para da olmayabilir. Örneğin, bir ton buğday verdiğiniz bir kişiden üç ay sonra aynı özellikte 1,2 ton buğday talep ederseniz, 0,2 tonluk fark faiz işlemiş olursunuz. Enflasyon oranındaki paranın değer kaybını talep etme konusu ise farklı yorumlara açık bir konudur. O konuda dileyenler detaylı araştırma yapabilirler.

Faizsiz Finans, Bankacılık Adı Altında Yapılmak Mecburiyetinde Mi?
Tefecilikten daha ehlileşmiş olan konvansiyonel bankaların, faizle ilişkili kısımlarından arınıp faizsiz bir şekilde toplumun banka ihtiyacını karşılamaya yönelik çalışmalar yapması, faizsiz banka olarak nitelendirilmektedir. Para ile ilgili tüm faaliyetleri günümüzde bankalardan bekleyen bir anlayış oluşmuş durumdadır. Özellikle faizsiz sermaye ve finans konularında doğrudan faizsiz bankalardan çalışma yapmaları bekleniyor. İslami olan faizsiz finans ve sermaye piyasaları ile ilgili çalışmaların doğası, bankacılık sisteminin haricinde faaliyetlere yön vermemizi gerektiriyor. Bu organizasyonu da bankaların yapması gerekmiyor. Zaten hâlihazırda FuzulEv gibi bazı kurumların bu sisteme benzer uygulama ile çalıştıklarını görüyoruz. Tamamen faizsiz bir sistemde ev ya da araç sahibi olabilecekleri gibi bir sistem biraz daha geliştirilerek her türlü reel ihtiyaçların karşılanması için uygun hâle getirilebilir. Bu sistem geliştiğinde insanlar banka haricinde de finansal ihtiyaçlarını karşılayabilecek yerler olduğunu görmüş olacaklar.

 

Faize Karşı Alternatif Model: FuzulEv Sistemi 
Faiz meselesi, ekonomi ve ticaretin asli unsuru olmamasına rağmen günümüzde asli bir unsurmuş gibi sayılıyor. Bu algıyı yıkarak birçok faizsiz enstrüman geliştirilebilir. Bu çalışmalara örnek olarak gayrimenkul borsasını söyleyebiliriz. Gayrimenkul borsası; uygun nitelikte birçok gayrimenkul projesinin dâhil olacağı bir platformdan oluşabilir. Oluşan bu platformlarda insanlar, ilgili gayrimenkul projesini seçerek o projeden istedikleri kadar hisse alabilirler. Örneğin, cebinde 30 bin TL’ si olan bir vatandaş bu sisteme internet üzerinden girerek Fuzul Yapının 3. İstanbul projesinden 30 bin TL’lik hisse alabilir. Bu aldığı hisseyi altı ay sonra daha yüksek bir değere bu platformdan satabilir ya da proje bittiğinde elindeki hisse karşılığı hisseli bir tapu alabilir. Tabii ki bu sistem geliştirilebilir ve daha da detaylandırılabilir. Bu sistemin gelişmesi için FuzulEv gibi öncü organizasyon şirketlerin, liderlik ederek çalışmalar yapması ve gerekli kamu kurum ve kuruluşlarını tetiklemesi önem arz etmektedir.

Cumhurbaşkanımızın Faizle Mücadele Çağrısı
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz dönemde faizle mücadele konusunda yalnızlığını ifade etmiş ve Türk lirası kullanımı ile ilgili vatandaşlara çağrıda bulunmuştu. Kapitalist düzenin pratikte kullanılan araçlarının en başında faiz ve dolar geliyor. Biz Türkiye olarak dolar kullanımını yakın ve orta vadede belki sıfıra indiremeyiz. Ancak dolar kullanımını mümkün olduğu kadar azaltabilirsek kapitalist düzenin çarklarından o kadar uzaklaşmış oluruz. Cumhurbaşkanımızın bu çağrısından sonra vatandaşın büyük desteği ile döviz bozdurması önemli bir gelişme oldu. Bunun yanında kamu ve özel kurumların bu çağrıya destek vermesi ve stoklarını TL’ye çevirerek sözleşmelerini TL cinsinden yapma kararı almaları da önemli bir gelişme olarak tarihe geçti. Bu gelişmelerin süreklilik arz etmesi için faizle olan ilişkinin de süratle minimuma inmesi gerekli. Cumhurbaşkanımızın faizle mücadelede yalnız kalmaması için; gerek kamu ve özel kurumların gerekse vatandaşların faizle iştigal eden banka, şirket ve tüm işlemlerden uzaklaşması ve işlerini muadil olarak faizsiz sistemle çözmeye çalışması gerekmektedir. Merkez Bankasının faizleri aşağı çekerek faizi özendirici olmaktan uzaklaştırmaya çalışması önemli bir çaba olmakla birlikte; tek başına yeterli değildir. Bu konuda Cumhurbaşkanımız ve Merkez Bankası yalnız bırakılmamalı, tüm kesimler kendi özelleri nispetinde faizden uzak durmalıdırlar.

Faizsiz Ekonominin Asli Unsuru Çalışmak ve Üretmektir
İslam düşüncesindeki ekonomik düzen anlayışı da dâhil olmak üzere tüm sistemler, insanın yeryüzünde insanca yaşaması, ferdi değil toplumsal kalkınmayı hedef alması üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla bu kalkınma da sermaye biriktirerek değil, sermayeyi üretime, çalışmaya ve ticarete yönlendirmekle olur. Zekât vermek de bu düşünceyi destekleyen bir faaliyettir. Dolayısıyla bizim inancımız; çalışmayı, üretmeyi, geliştirmeyi ve dünyayı gerektiği gibi imar etmeyi bizlere öğretir. Faizsiz ekonominin de asli unsuru çalışmak ve üretmek olmalıdır. Burada en önemli ayrıntı; kazanılan paraların istiflenerek kendi konfor ve rahatımız doğrultusunda kullanılmamasıdır. 
 

İsraf Ekonomisi
İsraf ekonomisi, toplumları fakirleştiren en önemli unsurlardan birisidir. Örneğin; bir marka, 5 yıllık telefon modellerini üretmesine rağmen önce en düşük modelini piyasaya sürer. Bu model satışta doyum noktasına ulaştıktan sonra ikinci bir üst model piyasaya sürülür. İnsanlar ilk aldıkları modeli kullanım dışı bırakarak ikinci çıkan modeli almak isterler. Bu döngü sırasıyla bu şekilde devam eder. Bu ticari anlayış israf ekonomisi olarak nitelendirilmektedir. Sonuç olarak; faizsiz finans alanında çok çalışıp bankacılık harici faizsiz sermaye piyasalarını geliştirmeliyiz. Kapitalist düzenden bağımızı azaltmanın yolları olan faizden uzak durmak ve döviz kullanmamak için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Gayrimenkul borsasına benzeri sistemleri oluşturarak ekonomiye canlılık getirmeliyiz. Hem birey hem de kurumlar olarak etkin çalışmalı, işlerimizi inancımıza uygun hâlde yapmalıyız. İsrafın kesinlikle önüne geçerek, elde ettiğimiz şeyleri asıl sahibinden bilmeli ve ona göre değer vermeliyiz. Bunları yaptığımızda hem ferdi hem de toplumsal olarak hızlı bir kalkınma sağlayacak ve ülkeler arasında kalıcı bir yer edinmiş olacağız inşallah.

EKONOMİ

19.4.2019

POPÜLER YAZILAR