Ekonomi

16 Kasım 2018

İslamda Finans İnsan Meselesidir

İslamda Finans İnsan Meselesidir İslam’da finans meselesi; bir sistem meselesini içinde barındırsa da bir sistem meselesi değil, insan meselesidir. İnsan, üç yönü olan bir varlıktır. Bunlar, kalbî, aklî ve bedenî yönleridir. Kalbî yön, işin merkezidir, olmazsa olmazdır. Çünkü insanın diğer yönlerine de mana veren, kalbî yönüdür. Finans anlayışının da “İslami” olup olmaması, işte insanın bu kalbî yönüne göre ele alınmalıdır.

Her insanda bulunan kalbî yön; hisler, duygular, sezgiler ve benzeriler ile ilgilidir. Ancak kalbî yön, her insanda aynı mahiyette bulunmamaktadır. Kimisinde merhamet, sevgi, şefkat, azim gibi müspet manada bulunurken; kimisinde ise nefret, kin, kıskançlık, hırs gibi menfi manada bulunabilmektedir. Kimin kalbî yönünde müspet mananın galebesi varsa, o güzel ahlâklı insandır; kimin kalbî yönünde menfi mana galip gelmişse, o da kötü ahlâklı insandır. Bu bakımdan, her insanda ahlâk vardır ama kimisinde “güzel ahlâk”, kimisinde “kötü ahlâk” vardır. İslam’ın burada istediği insan profili, “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için yollandım” diyen Hz. Peygamber’in (sav) açık işareti üzere, güzel ahlâklılıktır. Şimdi İslam’ın genel anlamda iktisatta, özelde ise finans sahasındaki insan profilinin kalbî yönü de -açıktır ki- güzel ahlâk üzere kurulu olmalıdır. Mesela “hırs”, insanın kalbî yönü ile ilgilidir, ama güzel ahlâklı insan profiline ait bir kalpte olmayan bir haslettir. Zira hırsı içine almış bir kalb, “daha çok kazanmak, daha da çok kazanmak, dahanın da dahası kazanmak” ve “her yol mubah” gibi hâller ile üzümünü şaraba dönüştürmüştür. Hâlbuki güzel ahlâklı insan profili, hırsı değil “azim”i kalbine nakşetmiştir. Hırs ile azim, insanın bedenî yönündeki eylem düzleminde şeklen aynı görünür, ama mana itibariyle zıttırlar. Hırs, kibrin kalbe düşmüş hali iken; azimse azamet sahibi ve kibriya olan Allah’ın muhabbetinin kalbe düşmüş halidir. İslam’da finans meselesi de, bu azim ile kalbini donatmış olan güzel ahlâklı insanlar etrafında şekillenebilir ancak! Çünkü azim, “çok çalışmak, çok kazanmak”ta olduğu gibi çalışmak/kazanmak meselesinin önüne “çok”u getirmez; “Allah’ın razı olduğu” şekilde çalışmayı ve kazanmayı salık verir.

İslamda Finans İnsan Meselesidir Bu manada azim, örneğin faiz ile çok fazla finans zemini oluşturmak anlamındaki hırsın zıddıdır! Azim, helâldeki bereketin finansa aksetmiş halidir. Hırs ile elde edilen finans köpük iken, azimle elde edilen finans saf sudur; köpük fazla görünür, ama yok olucudur! Yok olanın peşinde koşan kalb ise, güzel ahlâklı insana ait kalb olamaz. Bu tarz ayrımları kavrayabilmek içinse insanın ikinci bir yönü olan aklî yönü devreye girmelidir. Aklî yön, “Akletmez misiniz?” ilahî ikazına muhataptır. Ancak bu ilahî ikazı idrak edip güzel ile kötüyü ayırt edebilmek, “faydalı ilim” sahibi olmayı gerektirir. Faydalı ilimse, güzel ahlâklı insanın sahip olduğu ilimdir ve oldurucudur; her türlüsüyle. Faydasız ilimse, kötü ahlâklı insanın sahip olduğudur ve öldürücüdür, her türlüsüyle, velev ki ismi “Kur’an ilmi” gibi bir şey olsun! Onun içindir ki Hz. Peygamber (sav) “Faydasız ilimden sana sığınırım!” demektedir. Çünkü faydasız ilim, akletmeyenlerin işidir. Akletmeyenler, görünüşte akıllarını kullanmakta olsalar da, Allah’ın istediği bir kalb ile kullanmadıkları için, yani güzel ahlâklı olmadıkları için, kendilerinden hâsıl olan ilimler velev ki çok olsun, faydasızdır! Bu veçheden bakıldığında, kötü ahlâklıdan çıkan şey, her halükarda faydasız ilimdir ve faydasız ilim sahibinin finans ile ilgili aklettikleri, “kitap yüklü merkep” hükmünde olabilir ancak! “Kitap yüklü merkep” sıfatı, İlahî Beyan’da “az para karşılığı Kitab’ı/dinini satanlar” içindir ve bunların din veya başka bir mesele ile ilgili hükümlerine, ancak ve ancak merkep sesi kadar değer verilir! Güzel ahlâklı insanın ortaya koyduğu faydalı ilimle eylemek, salih ameldir. Kalbî yönünde bulunan “eli açık olma” halini, elindeki finansal imkânları güzel ahlâk ve faydalı ilim çizgisinden harekete geçirmek, cömertliktir ve salih ameldir; ama “eli açık olma” halini elindeki finansal imkânları kötü ahlâk ve faydasız ilim zaviyesinden harekete geçirip har vurup harman savurmaksa israftır. Yine örneğin; finansal imkânları kötü ahlâklıların faydasız ilimlerinin meşrulaştırması sonucu faiz, spekülasyon, karaborsacılık gibi işlerde kullanmak, fuhşiyyattır; ama aynı imkânları güzel ahlâklıların faydalı ilimlerinin tezahürü olarak “karz-ı hasen”, “i’sar”, “hibe” gibi işlerde kullanmak, salih ameldir.

Ekonomi

16 Kasım 2018

POPÜLER YAZILAR